Google

Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın









SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan! siirlerim - duyguseli - Blogcu



duyguseli

31/5/2007 - netten şiir

Kategori: siirlerim

 

 

Aşk

 

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde

Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa

Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde

Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa

Bil ki seni düşünüyorum

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,

açıl Örtün karanlıkları masmavi denizlerde

 Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor

nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde

 Bil ki seni bekliyorum

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak

Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar

Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak

Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar

Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsan apansız

Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse

Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız

Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse

Bil ki SENİ SEVİYORUM

 

 

 

 

 

Aşkların en güzeli

 

Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı ,

paylaşacak hiçbirşeyimiz yok...

Yinede yüreğimden ,

gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum ,

seninle konuşuyorum...
Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım ,

sevgimi aldım avuçlarımın arasına ,

 ona sığınıyorum...

Cümlelerimi kısalttım , kelimelerim buruk ,
gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...

Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de ,

engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine...

Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum ,

imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor...
Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum...

Çalmayan telefonuma elim gidiyor ,

sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum...

Ben de olan seni hiç kırmadım ,

değiştirmedim ve hep korudum desem de ,

sendeki benin nasıl olduğunu ,

gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..!
Üşüyorum , bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı....
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok ,

hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında...

 Isınabilmek için onlara sarılıyorum ...

Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor ,

ben görmemeye çalışıyorum...

Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...

Belki de görmeyi istemek gerekiyordu...

Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini...!

Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma...

Gözlerimi gelişlere verdim ,

gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda ...

Düşüncelerim gururlu ,

hayallerim ve sevdam değil...

Gelseydin...!

 Kendimi unutup sana koşacaktım ,
susturacaktım içimdeki isyanı ,

kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini ,

sevinçten ağlayacaktım bu defa ,

mutluyken hemen
sarhoş olmuşum gibi , dokunacaktım , sarılacaktım ama gelmedin ,

 gelmezdin gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında ...

Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum....

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken ,

şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi
anlatıyormuş gibi geliyor...

Sevdiğim ne çok şarkı varmış ,

bunu senin gidişin gösterdi bana ...

Her şarkıda sen varsın ,

her yerde ,

her gördüğüm insanda ,

denizde , gecede , uykumda...

Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi ...

Bu bir marifetse eğer , neden benim yanımda değilsin ki....?
Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...

Gittin..!
Belki de hiç gelmemiştin , ben geldiğini sandım...

Ayak uyduramadım yorgunluğuna...

Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...

Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran ,

kimi zaman bir erkek dokunuşlarında kendini bulan ...

Ama...!

En çok da imkansızın oldum ...

Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum...

İnanamadığın , yenemediğin , üzerinden atlayamadığın korkuların oldum...

Ağladığın , bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum ,

sessizce boşalan gözyaşların , birikmişliğin oldum
....
Yüreğindeki kadın ben olmak isterken

yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum...

Haketmediklerin ,

artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak
isterken belki de hiçbir şeyin oldum...

Söylesene ,

ben gerçekten senin neyin oldum..?

Sesin hep uzakları çağırıyordu ,

ben üstüme alındım , sana geldim...

 Bilseydim ,

bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenirmiydim...?
Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan

ama bir ömür gibi gelen aşk...

Kalbime henüz söyleyemedim

gittiğini ögrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum...

Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben
kalbime ilk defa yalan söylüyorum....

Gittin..!

Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların
sonunda olması acıtıyor içimi...

Suskunluğun en büyük silahındı ,
suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan canımı acıtan unutulmak...

Söylesene
unutulmak kime yakışıyor...?

Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...
Merak etme ,

üstüne giydirmedim bu duyguyu unutulmayan olmak sende daha
güzel duruyor...

Görüyorsın işte ,

aşk' a ve sana ihanet etmiyorum

ben ki
kırgınlığım aşk 'a...

Sen üstüne alındın...

Sen " BiTTi " dediğinde yağmur
yağıyordu aşkın canı sıkıldı seni aldı...

 

 

 

 

İncinen Gurur

Pencereden baktığımda görüyorum
Senin yüzün incir yaprağında
Senin ürkekliğin duvar üstünde yürüyen
Bir kedinin kıvraklığında

Aynada dururken görüyorum
Kırmızı öpüşün sol yanağımda
Dişimi fırçalarken senin ağzın
Serin suların berraklığında

Rakı devrilmiş masalarda yokluğun
Veya benden önce kalkıp gitmişliğin
Gece boyu dolandığım barlarda
Sarhoşlara tekrarladığım adın
Balıkçı kahvesinde,çorbacıda,kenarlarda

Dökülmek istemiyorum hayır!..
Çingene çiçekçiler habire yaltaklandığında
Bilmediğim soruların açtığı çukuru
Yalanlarla doldurmak istemiyorum

Seni kaybettim galiba
İki taşın arasında kaldım
Bu, benim hatam değildi
Seni ben çook geç tanıdım

Derin acılar bahçıvanı
Yüreğime ne ektin böyle...
Aşk korkağını bağışlar mı?
Söyle...

Aramak ne kötü herkeste seni
Her gözde bulup yanılmak seni
Ah turuncu rüyalar güzeli
Hem kendini yok ettin
Hem beni

Başka ne acıtabilir içimi
Yaşım kırkı devirmişken
Seni böyle patavatsızca sevmişken
Ve, tam aynayı güneşe çevirmişken
Başka ne...

Seni vefasız aşklara bırakıyorum
Yüzümü kırılan bardaklarda ara
Düşünme ben ne olurum
Sanırım bi daha onarılmaz
İncinen gururum....

Yusuf Hayaloğlu

 

 

 

 

Kar
Karlı bir akşamdı ankara'da;
Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum....
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordun....
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...
Yol bitti, gidiyordun artık;
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
Bir bilsen seni nasıl özledim...
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde....
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!

İclal Aydın

 

 

 

 

Gece Nöbeti

 

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..

Murathan Mungan

 

 

 

 

 

Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

Gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gel gitme sevgilim terketme beni
umutsuz çaresiz bekletme beni

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm.

 

Nuri Can

 

 

 

 

Özlemek
Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttugunuzu sandiginiz
ya da yalnizca bir kere karsilastiginiz
ve özlemek için yeteri kadar tanimadiginiz birini
bir sabah çilginca özleyerek uyaniyorsunuz.

Rüyalariniz, içinizdeki o gizli,
 esrarini ele vermez büyücü,
siz çarsaflarinizin arasinda,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattiginizi sandiginiz bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yigilmis cephanelikleri
birer birer atesleyiveriyor.
infilaklarla sarsilarak uyaniyorsunuz.
Hayatinizda olmayan birini hayatiniza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kivranirken
buluveriyorsunuz kendinizi...

Özlemek, o yakici istek,
bilinen herseyi ve önem sirasini degistiriveriyor.
Özlediginiz ise çok uzaklarda...
Yaninda olmasini istediginiz halde
yaninizda olmayan bir tek kisi,
yaniniza bile yaklasmadan,
hatta onu özlediginizden
ve onu istediginizden haberdar bile olmadan,
bütün hayati,
bütün görüntüleri eritip
baska kiliklara sokuyor...

Ahmet ALTAN

 

 

 

 

Yalan

Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kar çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşacık sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanın kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Herşey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım, fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım hatıralarıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır,diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç değil
Birşey için hiçbirşey
Birşey vardı öyleyse,birşey
Beni çeken
Güneşin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
birşey

Tutsana beni bırakmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısada
Yalan da olsa kalsana

Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım
SEN OLMASAN DA ben varım
Yağmur yağar, saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar, ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapımdan
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan

Tanırlar beni
En iyi YALANLARINI alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olmaz ben sordukça

Dağköylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi..

İbrahim Sadri

 

 

 

 

Kim Özlerdi

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,

 

insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

 

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın
eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

Can Yücel

 

 

 

 

Hatırına Düşeceğim

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
Iliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi kafandan'da
Silemeyeceksin beni, düşlerine gireceğim her gece
Ince bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin herşeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!!

Necip Fazıl Kısakürek

 

 

 

 

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahattin Karakoç

 

 

 

 

 Anladım

 

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
HERKESİN MUTLU OLMAK İÇİN BAŞKA BİR YOLU VARMIŞ,KENDİ YOLUMU ÇİZDİĞİMDE ANLADIM...
Birtek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil...
bildiklerini bana neden anlatmadığını,anladım...
yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım...
ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkaahaya çevirdiğimde anladım...
bir insanı herhangi biri kırabilir
ama birtek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım...
fakat,değerliymiş sevilen onun için dökülen herdamla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım...
yalan syölememk değil,gerçeği gizlemekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım...
''sana ihtiyacım var gel!'' diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana ''git'' dediğimde anladım...
sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
özürdilemek değil,''affet beni''diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım...
ve gurur,kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgibulduğumda anladım...
ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş birgün affedilmeyi,
beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım...
sevgi emekmiş,
emek ise vazgeçemeyecek kadar ,ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...................

 

 

 

 

EĞER............??

 

O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör

boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere

sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup

 kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda

 diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken

pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine,

 bir akrep kadar hain...

 sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor,

 O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz,

 mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor,

mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,

 ve O, her durduğunuz yerde duruyor,

 her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp,

 hüzünlendikçe ağlıyorsa...

 dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu

 bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...

 hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse...

elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,

 O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...

 her şiirde anlatılan O'ysa... her filmin kahramanı O...

 her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa...

 bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez

 özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,

 iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...

 iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...

 eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire

O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın

 O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...

mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona

O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor,

 konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...

 kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan,

teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...

 özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...

 hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...

 O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme,

 vuslat sehere denkse...

 gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;

 bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine...

 uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...

 dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,

 nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize

 siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu,

 kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk,

gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...

 gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,

 bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...

 Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,

 sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...

 ...o halde bugün sizin gününüz!..

 "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.

 Can Dündar

 

 

 

 

Gitme seviyorum

 

Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen
iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen
sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen
karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim"
diyecektim sana. Konuşamadım... 
Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim,
tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım...
Gittin...
Seni
delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı,
tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... 
Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi
her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için
biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım. 
Gittin...
Oysa geldiğin gün
gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense,
gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... 
Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim"
diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım... 
Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun
ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım... 
Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı,
bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım... 
Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki;
sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki;
seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki;
seni Unutamadım...

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->


Hakkımda

blogum myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı


Kategoriler





Cartoon Gif Images

Cartoon Gif Images









Arkadaşlarım

zelis
gulerresim
fatoscb
canisimmucize
emineninguncesi
merali
lila86
1kumtanesi
canbahar
sepetim
myoopie
selmahlc
robinemt
goenuelbahcesi
caferose
hazan can
sportmen703
elislerivesanat
ikitersbirduz
azmavi
bahafunclup
esragenc
umurumda
hazal73
hobikeyfi82
ismailsakat
asi35
att43
betulhho
genetikvebilim
otomobiller2008
hygiene
dna58
whatyouwant



















Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın